Son Yazılarım

DİGİTAL TOMOSENTEZ MAMOGRAFİ

Yıllık mamografi kontrolleri küçük boyutlu, lenf nodu negatif, ele gelmeyen kitlelerin saptanmasına olanak sağladığı için hayat kurtarıcıdır. Tarama mamografileri meme kanserine bağlı mortaliteyi %30 ve hatta daha yüksek oranda azaltmıştır. Mamografinin bu başarısına rağmen duyarlılığı genç kadınlarda ve fibrokistik meme yapısına sekonder yoğun meme dokusu tarafından sınırlandırılmaktadır. Çünkü yoğun meme dokusu altta yatan kanser dokusunu gizleyebileceği gibi bazen dokunun superpozisyonundan yani üstüste binmesinden kaynaklanan kanseri taklit eden yalancı-yanlış bulgular da ortaya çıkabilir.

2000’li yılların başlarında analog mamografilerden tam saha digital mamografiye geçiş tanısal performansı arttırmıştır. DBT ise mamografi teknolojisinde çok sayıda tomografik görüntü sayesinde ‘yarı 3 boyutlu’ mamografinin elde edilmesini sağlayarak yepyeni bir sayfa açmıştır. Alınan tomografik görüntüler sayesinde meme ince kesitler şekinde incelenebilir, böylece yoğun meme dokusunun maskeleyici etkisi minimize edilir, kanser saptama oranları artar ve yalancı pozitif sonuçlar ile bundan kaynaklanan gereksiz tetkik ve biyopsi gibi girişimsel işlem sayısı azalır.

Teknik olarak X ışını tüpü bir ark boyunca memenin üzerinde hareket ederek 0.5-1mm kesit kalınlığında ince kesit görüntülere rekonstrukte edilen çok sayıda düşük dozlu ekspojur yapar.

İşlem süre olarak tam saha digital mamografiden farklı olmamakla beraber hasta  açısından çok daha konforludur. Özellikle fibrokistik meme yapısına bağlı hassasiyet şikayeti olan kadınlarda tomosentez ile mamografiden çekinmeye ve kaçınmaya hiç gerek yoktur.

 


ULTRASONOGRAFİ REHBERLİĞİNDE TİROİD İİAB NEDİR ve NASIL YAPILIR?

Tiroid hastalıkları ve tiroid nodülleri toplumda sıklıkla karşılaşılan sağlık sorunlarıdır. Tiroid nodüllerinin çoğu iyi huylu (benign) karakterdedir ancak elle muayenede ve ultrasonografide şüpheli bulgular gösteren nodüllerin  değerlendirilmesinde ve benign-malign ayrımının yapılmasında en doğru sonuç veren yöntem ince iğne aspirasyon biyopsisidir. İİAB sonrası patoloji sonucunda göre cerrahi bir müdahale gerekip gerekmediğine ve eğer gerekiyor ise cerrahi müdahalenin kapsamına karar verilir. İnce iğne aspirasyon biyopsisi oldukça kolay bir girişimsel işlem olup komplikasyon riski çok düşüktür ve hasta işlem sonrası günlük hayatına kısa süre içinde dönebilir.

İnce iğne aspirasyon biyopsisinin ultrasonografi eşliğinde yapılması işlemin güvenilirliğini arttırdığı gibi komplikasyon riskini de azaltır. Özellikle küçük nodüllerin örneklenmesinde, multipl (çok sayıda) nodül varlığında, nodülün tiroid bezinin arka bölümünde yerleştiği durumlarda ve nodülün belirli bir bölümünden örnek almak gerekliliğinde işlem mutlaka ultrasonografi rehberliğinde yapılmalıdır.

işlemden 15 dakika önce cilde yüzeyel anestezik krem sürülür. Hasta sırtüstü  yatırılır ve gerekiyor ise boyun altına küçük bir yastık yerleştirilerek uygun pozisyon verilir. İşlem yapılacak bölge antiseptik bir solüsyon ile temizlenir. Ultrasonografi rehberliğinde hedef nodüle 10ml’lik enjektor ucuna takılmış ince uçlu iğneler ile girilir ve uygun miktarda materyal toplanarak işlem bitirilir. İşlem sonrası buz uygulaması ortaya çıkabilecek ağrı şikayetini azaltacaktır.

Ultrasonografi eşliğinde İİAB uygulaması kolay, hızlı ve komplikasyon riski çok düşük bir işlemdir.


top resim - Rahim Filmi

Rahim Filmi

Rahim Filmi HSG Çekiminde Uzmanlaşmış Olan Sonomed Tıbbi Görüntüleme Merkezi Radyoloji Hekimlerinden Dr. Ezgi Balaban, “Rahim Filmi HSG” Hakkında Merak Edilenleri Anlattı. Aşağıdaki Listeden Video İçerisindeki İstediğiniz Konuları İzleyebilirsiniz. Rahim Filmi hakkında bilgi almak için İletişim sayfasından irtibata geçebilirsiniz. İstanbul anadolu yakasında bulunan Sonomed tıp merkezinden randevu alabilirsiniz. Rahim Filmi – Hsg videosunda bulunan konular ve hangi dakikada yer aldıkları. 0:20 – Rahim Filmi Neden Çekilir? 1:45 – Rahim Filmi Çekimi için Uygun Dönem (Zaman) Nedir? 2:00 – Adım Adım Rahim FilmiNasıl Çekilir? 3:05 – Rahim Filmi Çekiminde Ağrı Seviyesi Nedir? 4:12 – Anestezili Rahim Filmi Çekimi Nasıldır? Hangi Durumlarda Tercih Edilir? 6:31 – Tıkalı Tüpler Çekim Sırasında Verilen İlaç Yardımıyla Açılabilir Mi?


Rahim Filmi – Hsg Anlatım Videosu

Rahim Filmi HSG Çekiminde Uzmanlaşmış Olan Sonomed Tıbbi Görüntüleme Merkezi Radyoloji Hekimlerinden Dr. Ezgi Balaban, “Rahim Filmi HSG” Hakkında Merak Edilenleri Anlattı. Aşağıdaki Listeden Video İçerisindeki İstediğiniz Konuları İzleyebilirsiniz. Rahim Filmi hakkında bilgi almak için İletişim sayfasından irtibata geçebilirsiniz. İstanbul anadolu yakasında bulunan Sonomed tıp merkezinden randevu alabilirsiniz.

Rahim Filmi – Hsg videosunda bulunan konular ve hangi dakikada yer aldıkları.

0:20 – Rahim Filmi Neden Çekilir?

1:45 – Rahim Filmi Çekimi için Uygun Dönem (Zaman) Nedir?

2:00 – Adım Adım Rahim Filmi Nasıl Çekilir?

3:05 – Rahim Filmi Çekiminde Ağrı Seviyesi Nedir?

4:12 – Anestezili Rahim Filmi Çekimi Nasıldır? Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

6:31 – Tıkalı Tüpler Çekim Sırasında Verilen İlaç Yardımıyla Açılabilir Mi?


rahim filmi agrisiz - Rahim Filmi (HSG) ve Ağrı! Ağrısız Rahim Filmi Mümkün mü?

Rahim Filmi (HSG) ve Ağrı! Ağrısız Rahim Filmi Mümkün mü?

 

Bebek sahibi olmak için çaba gösteren ve bu nedenle bir takım incelemelere tabii tutulan kadınlar tanı ve tedavi süreci ile ilgili haklı olarak pek çok endişe taşımaktadır. İnfertilite nedeni ile tetkik edilen kadınlara uygulanan rahim filmi ile ilgili hastaların en büyük endişelerinden biri bu incelemenin çok ağrılı olduğu yönündedir.

Bu endişede daha evvelce rahim filmi çekilmiş kadınların aktardıkları hoş olmayan deneyimleri büyük rol oynamaktadır. Bunlar tanıdıklar, arkadaşlar, akrabalar tarafından aktarılmış olabileceği gibi günümüzde internet ortamında da benzer deneyimlere sıklıkla rastlanmaktadır. Böylece zaten endişe taşımakta olan hastalarımız henüz incelemeyi yaptırmadan önyargı sahibi de olmaktadır. Oysa ki günümüzde teknolojik gelişmeler sayesinde ve bu konuda deneyimli bir ekiple rahim filmi çok daha konforlu ve hızlı bir şekilde yapılabilmektedir.

Rahim filmi sırasında ağrı oluşmasını etkileyen doğal ve teknik bazı faktörler olup bunlar arasında fizyolojik-anatomik faktörler ve psikolojik özellikler gibi bireysel faktörlerin yanısıra tetkik sırasında kullanılan aletlerin ve ilacın özellikleri, incelemeyi gerçekleştiren hekimin bu konudaki yaklaşımı ve tecrübesi de oldukça önemlidir.

İstanbul anadolu yakasında bulunan rahim filmi (hsg) konusunda uzman ekibimiz rahim filmi çekmek için metal parça içermeyen tamamı plastik, balonlu kataterleri kullanıyor. Bu kataterin bir ucunu rahim ağzına yerleştirip diğer ucundan rahim içi boşluğu doldurmak için opak madde veriyoruz. Hiçbir metal parça içermediği için rahim ağzını incitme ve kanama yapma riski yok. Bu kataterlerden önce kullanılan metal aparatlar, özellikle rahim ağzını tutarak çekmek için kullanılan tenakuluma bağlı olarak ağrı ve kanama sıklıkla görülmekte iken günümüzde bu şikayetlere hemen hiç rastlamıyoruz.

Ancak anatomik bir değişiklik, darlık, şekil bozukluğu, vs varlığında kateter dışıdaki diğer aletlerden yardım alabiliyoruz. İşlem sırasında ağrının oluşturabileceği ikinci bir nokta ise verilen ilacın rahim içi boşluğu doldurduktan sonra tüplere geçtiği ve tüplerde gerilme yarattığı dönemdir. Bu noktada bahsettiğimiz ağrı kadın olarak hepimizin az ya da çok aşina olduğumuz hafif adet sancısına benzeyen bir ağrı olup ilacı kontrollü bir şekilde, uygun basınçla, yavaş verdiğimizde bu ağrıyı da minimuma indirebiliyoruz. Tüm işlem sırasında her türlü sorunuza yanıt veriyor ve işlemi sizinle birlikte diyaloğumuzu hiç kesmeden yapıyoruz.

Sizde daha çok bilgilenmek ve bu konuda bizlere danışman için ana sayfamızda bulunan telefon yada iletişim formunu kullanarak Ezgi Balaban ile irtibata geçebilirsiniz.


hsg cekerken ilaclar - Rahim Filmi (HSG) çekiminde kullanılan ilaçlar

Rahim Filmi (HSG) çekiminde kullanılan ilaçlar

Günümüzde HSG çekiminde kullanılan ilaçlar su bazlı, iyot içeren kontrast maddelerdir. Önceki yıllarda kullanılan, yağda eriyen kontrast maddelere kıyasla akışkanlıkları fazladır. Bu nedenle rahim içi ve tüplerin mukoza ve pili yapısını değerlendirmede daha iyi sonuç verirler. Ayrıca yağda eriyen kontrast maddeler kullanıldığında 12-24saat sonra geç görüntü almak gerekirken, günümüzde kullanılan su bazlı iyotlu ajanlar sayesinde işlen 10 dakika gibi kısa bir süre içinde sonlanmaktadır. Yağda eriyen kontrast maddelere bağlı intraperitoneal lipogranulom denilen bir komplikasyon görülebilirken su bazlı kontrast maddeler ile bu durum söz konusu değildir.

İşlem bitiminden hemen sonra rahim içine verilen ilacın büyük kısmı kendiliğinden geri boşalır. Zaten işlem sırasında az miktarda (yaklaşık 5-15ml) ilaç kullanılmakta olup içeride kalan çok az miktardaki ilaç aynı gün içinde vücuttan tamamen atılır.

Verilen ilaç miktarı çok az olduğu için ilaca bağlı ciddi bir alerjik reaksiyon gelişme ihtimali çok azdır. Ancak alerjik yapısı olan kadınlarda hafif alerjik reaksiyonlar gözlenebilir. Eğer alerjik bir yapınız varsa çekim öncesi doktorunuza mutlaka bilgi veriniz.


hsg genel cizim - HİSTEROSALPİNGOGRAFİ (HSG)-RAHİM FİLMİ

HİSTEROSALPİNGOGRAFİ (HSG)-RAHİM FİLMİ

Histerosalpingografi (HSG) kadın infertilitesinin sebeplerini araştırmada kullanılan temel tetkiklerden biridir. Çünkü uterin ve tubal faktörler en önemli ve en sık karşılaşılan infertilite sebepleri arasındadır.

HSG kimlere yapılır?

*İnfertilite sebepleri araştırmak için

*Tekrarlayan düşüklerde

*Daha önce geçirilmiş (myom ameliyatları veya tuboplasti gibi) rahim ve tuba uterina ameliyatları sonrasında rahim ve tüpleri değerlendirmek için yapılabilir.

HSG hangi durumlarda uygulanmaz?

*Gebelik

*Aktif pelvik enfeksiyon

*Uterin kanama durumlarında kontrendike olup kesinlikle yapılmamalıdır.

HSG sonrası gebe kalma şansı artar mı?

HSG sonrası ilk 6 ayda spontan (kendiliğinden) gebelik oranları artmaktadır. Bu artışta rahim ağzından verilen ilaç (kontrast madde) hareketi ile peritoneal yapışıklıkların açılması, tüplerdeki mukus tıkaçlarının atılması, kontrast maddenin uterin ve tubal PH üzerindeki etkileri rol oynamaktadır.

 


meme kanseri mamografi erken teshis - Meme Tarama Programları

Meme Tarama Programları

Meme tarama programı meme kanseri semptom vermeden önce meme kanserine tanı koyabilmek amacı ile düzenli mamografi takibi yapılmasıdır.

Meme tarama programları risk faktörleri, meme yapısı göz önünde bulundurularak her kadın için özel olarak planlanmalıdır. Bununla ilgili olarak Amerikan Kanser Derneği 2015 yılında mamografi tarama programını güncelledi. Buna göre ortalama risk taşıyan bir kadın için mamografi kontrolleri 40 yaşında başlamalı, 40-55 yaş arası yıllık mamografi kontrolleri yapılmadır. 55 yaşın üzerinde kontroller yılda bir veya iki yılda bir yapılabilir.

Mamografi takibi 75 yaşında kadar devam etmelidir. Meme kanseri erken tanı konulduğunda tam olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Avrupa ve Kanada’da yapılan çalışmalar mamografi tarama programları sayesinde meme kanserine bağlı ölümlerde %40’tan daha fazla azalma olduğunu ortaya koymuştur.

Mamografi tarama programları hayat kurtarıcı olduğu kadar meme kanserinin tedavisinde de hasta açısından daha az yıpratıcı tedavi olanaklarının kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Örneğin memenin tamamının alınması yerine meme koruyucu cerrahi uygulanması, ek kemoterapi tedavisine gerek kalmaması gibi durumlar erken tanı sayesinde gündeme gelmektedir.

Özetle meme kanserini erken teşhis etmede en etkin yöntem mamografidir.


meme kanseri - MEME KANSERİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

MEME KANSERİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

Dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseridir. Kadınlarda yeni tanı konan kanserlerin %30’u meme kanseridir. 1970’li yıllarda meme kanseri 11 kadında bir görülürken günümüzde malesef 7-8 kadında bir karşımıza çıkmaktadır. Bu artışın sebeplari arasında daha geç yaşlarda ve daha az sayıda çocuk sahibi olmak gibi reprodüktif patern değişiklikleri, postmenopozal hormon kullanımı, obezite sıklığında artış gibi etkenler sayılabilir.

 

Bu noktada meme kanseri en önemli risk faktörlerinden bahsetmek gerekirse;

  • kadın olmak,
  • ileri yaş
  • Birinci derece akrabalardan birinde (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri varsa risk iki katına çıkmaktadır

Ancak ailede meme kanseri öyküsü olmaması kesinlikle bu hastalığın sizde görülmeyeceği anlamına gelmez. Çünkü meme kanseri tanısı alan kadınların %85’inin ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmamaktadır.

Meme kanserlerinin %5-10’u BRCA 1 ve 2 gen mutasyonları ile ilintilidir. Ayrıca diğer risk faktörleri arasında

  • ilk adet yaşının erken olması,
  • geç menopoza girmek,
  • çocuk sahibi olmamak,
  • emzirmemiş olmak,
  • fiziksel olarak inaktif olmak,
  • alkol tüketimi,
  • sigara kullanımı,
  • melatonin salgısında azalmaya neden olduğu için sirkadiyen ritmi bozan durumlar sayılabilir.

1989’dan bu yana meme kanserine bağlı ölümler azalmaktadır. Bunda meme kanseri ile ilgili farkındalığın artması, mamografi ile tarama protokollerinin yaygınlaşması ve bu sayede erken tanı konması, tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler önemli rol oynamaktadır.